Fazıl Say’dan 100. Yıl Marşı’na gelen eleştirilere yanıt: Kimseye bu marşı sevin demedik, söyleyin demedik, hatta dinleyin bile demedik, ne haddime?

Dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say, sözleri şair Ayten Mutlu‘ya ait olan, bestelediği 100. Yıl Marşı’na yönelik eleştirilere bir kez daha yanıt verdi. Eleştiriye açık olduğunun altını çizen Say, “Kimseye bu marşı sevin demedik, söyleyin demedik, hatta dinleyin bile demedik, ne haddime?” açıklamasını yaptı. 

Say Twitter hesabından yaptığı açıklamada, ” ifadesini kullandı. 

Say şunları kaydetti:

Aktrolleri var, yıllardır, buna şimdi İnceciler eklendi (doğal olarak), düşmanlık ve husumet güden “ne yapsak sevmeyen” bir kesim bin yıldır var. Hep de olacak. Ne ürünü çıkarırsak çıkaralım onlar öyle yazacak.  Kıskananı var. Farklı talepleri olan var. Kültürel uzlaşı istemeyeni var. Var oğlu var. Öyle düşünmeseler bile öyle yazacaklar. Bana, Türkiye’de düşüncelerime olan tepki, hep eserlerime, ürünlerime tepki olarak dil bulmuştur.  Cevapları öyle. Türkiye öyle bir yer. “Ver elini” diyemeyen ama demesi gereken bir toplumuz.  100. Yıl Marşı için de öyle; kimseye bu marşı sevin demedik, söyleyin demedik, hatta dinleyin bile demedik, ne haddime?

Ben bir besteciyim. 100. Yıl Marşı, opus106, benim çocuklarımdan biridir. Ben yaşadığım hayatta eserlerimi paylaşıyorum. Son eserim 100. Yıl Marşı, opus106 nolu eserimdir. Bugüne değin 60’dan fazla albüm yaptım. Tonla ödül aldı bu kayıtlar, besteler dünyanın her yerinde.  Dolayısıyla eserler kalıcı olandır. Küfür, hakaret dolu tweet ise geçicidir. Yazan için bile geçicidir. Dolayısıyla önemsizdir. Şaşırdığım, kızdığım veya kırıldığım hiçbir şey yok. Bakın; kitlelerin bir sanatçıya düşmanlığına inanmıyorum, gerçekte öyle değil çünkü. “Gerçek düşmanlığın kitlesel değil kişisel bir şey” olduğunu düşünüyorum.

Bana kişisel husumet güden kıskanan vesaire çokça vardır. Ne diyelim, peki ben düşman mıyım onlara? Hayır değilim. 53 yıllık ömrümde bu ülkede, benim kendimin gerçekten sevmediğim ve kesin reddettiğim kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Bu da aslında az bir sayıdır, bunca yıl, binlerce okun hedefi olmuş birisi için. Şunu unutmayın “eleştiri ile düşmanlık” iki ayrı şeydir. Eleştiriye açığım. Düşmanlığa niye açık olalım ki? Gerek var mı? Varsın gitsin yoluna. Değişirse değişir, değişmezse değişmez onun sorunudur.”

Müzik yazarı Serhan Bali’den 100. Yıl Marşı yorumu: Şiir, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yıldönümünü anlamlandırmaktan o kadar uzak ki…

Fazıl Say’dan Cumhuriyet’e armağan 100. Yıl Marşı: “23 Nisan gibi özel ve anlamlı bir günde paylaşmak benim için mutluluktur”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir